Selam Olsun Muhammed (S.A.V) Tabi Olanlara... - Blogcu


Google

Cursors

Selam Olsun Muhammed (S.A.V) Tabi Olanlara...

18/1/2008 - Yemekte Besmele ve Şeytan


Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu:
<****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>
— Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi.
(Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.
(Tirmizî)

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/1/2008 - Kinali Hasan

 

 

 

Üstegmen gelen askerleri kontrol ediyor, bir taraftan da onlarla lafliyordu, “Adin ne? Nerelisin?” gibi sorular soruyordu. Bir ara saçinin ortasi kizarmiþ bir çocuk görür. Merakla:
     
      — Adin ne senin evladim? der. Asker:
      — Hasan' diye cevap verir.
      — Nerelisin? der. Hasan:
      — Tokat Zile’denim, der.
      — Peki, evladim bu saçlarinin hali ne? Hasan:
      — Anam cepheye gelirken kina yakti komutanim, der.
      — Neden? der komutan. Hasan:
      — Bilmiyorum komutanim, der:
      — Peki, gidebilirsin Kinali Hasan, der.
     
      O günden sonra herkes ona Kinali Hasan der. Herkes kafasindaki kinayla dalga geçer. Kisa sürede cana yakin ve cesur tavirlariyla tüm arkadaþlarinin sevgisini kazanir. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Hasan’in okuma yazmasi da yoktur. Arkadaslarindan yardim ister ve hep beraber baslarlar yazmaya. Hasan söyler arkadaslari yazar:
      
      
      
            “Sevgili anacigim, babacigim ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim. Beni merak etmeyin” diye baslar. Kiz kardesini kendinden bir küçük erkek kardesini sorar köyündekilerin burnunda tüttügünü yazdirir. Kendilerini merak etmemesini kendileri var oldukça düsmanin bir adim bile ilerleyemeyeceðini yazdirir. Gururla mektubu bitirir. Neden sonra aklina gelir ve yazinin sonunda anasina not düser: (Hasan’ýn kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardesi daha vardir)
     
      “Anacagim kafama kina yaktin, burada komutanlarim ve arkadaþlarým benimle hep alay etiler. Sakýn kardeþim Ahmet'e de yakma. Onunla da alay etmesinler, ellerinden öptüm.” diye bitirir.
     
      Aradan zaman geçer. Ingilizler kesin netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu'ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker sehit düsmüslerdi.
     
      Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli olmamis onlarin sayilari da epey azalmistir.  Gelibolu düsmek üzereydi. Kinali Hasan’in komutani da olayi görüyor yerinde duramiyordu.  Kendisinin bölügü henüz sicak temasa hazir degildi. Onlar yeni gelmisti... Komutanin bu düsünceli halini gören ve durumun vahametini bilen Kinali Hasan ve arkadaþlari komutanlarina yalvara yakara oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanlari onlari ölüme gönderdigini bile bile çaresiz gönderir..)
      Kinali Hasan’in bölügünden kimse sag kalmaz, hepsi sehit olmustur. Sira sehitlerin kimlik tespiti yapilip köy mezarliginana gömülmesine gelir. Diger sehitlerle birlikte Hasan’in da kimlik tespiti için üzeri aranir. Hasan’in cebinden memleketinden gelen mektup, bir de tamamlanamamis siir karalamasi çikar. Komutani buruk ve gözleri dolu dolu, mektubu açip okumaya baslar.
      Hasan’in babasi anlator: “Oglum Hasan nasilsin, iyi misin, gözlerinden öperim selam ederim. Oglum öküzü sattik paranin yarisini sana yarisini da cepheye gidecek kardesine veriyoruz. Simdi öküzün yerine tarlayi ben sürüyorum, zaten artik zahireye de fazla ihtiyacimiz olmadigi için yorulmuyorum da. Siz sakin bizi merak etmeyin, bizi düsünmeyin” der. Sonra, “Hasan ananin da sana diyecegi bir sey var” der.
      Anasi anlatir: “Oglum Hasan yazmissin ki kafamdaki kinayla dalga geçtiler, kardesime de yakma demissin, kardesine de yaktim, komutanlarina ve arkadaslarina söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç seye kina yakarlar:
      1. Gelinlik kiza, gitsin ailesine çocuklarina kurban olsun diye...
      2. Kurbanlik koça, Allah'a kurban olsun diye...
      3. Askere giden yigitlerimize, vatana kurban olsun diye... gözlerinden öper selam ederim Allah'a emanet olun...”
      Tamamlanmamis siirde de Hasan’in komutanina verecegi cevap bulunmaktadir.
      “Anam yakmis kinayi adak diye,
      Ben bu vatan için kurban dogmusum.
      Anamdan Allah’a son bir hediye,
      Kumandanim ben Ismail dogmusum…”
      Mektubu okuyan Hasan’in komutani ve digerleri hiçkira hiçkira aglamaktadirlar....................

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/1/2008 - Bir Hadis

 

 

 

 

Suheyb'den (r.a) Rasulullah'in (s.a) söyle buyurdugu rivayet edilmistir: Sizden önceki

milletlerden birinde bir hükümdar ve onun bir sihirbazi vardi. Sihirbaz ihtiyarlayinca hükümdara: "Ben yaslandim, bana bir genç gönder de ona sihir ögreteyim" dedi. Hükümdar ona sihir ögretecegi delikanliyi gönderdi. Gencin yolu üzerinde bir rahib vardi. Yola çiktiginda onun yaninda oturup sözlerini dinlerdi. Rahibin sözleri hosuna giderdi.

Sihirbaza giderken rahibe ugrar, onunla bir süre otururdu. Sonra sihirbaza varinca da, adam delikanliyi döverdi. Bu durumdan rahibe sikayet edince rahip "Sihirbazdan korktugunda, beni ailem alikoydu; ailenden korktugun zaman da beni sihirbaz birakmadi dersin" dedi. O hal üzere gidip gelirken bir gün geçenlerin yolunu kesen büyük bir vahsi hayvanla karsilasti. Kendi kendine "Büyücü mü yoksa rahib mi daha faziletli bugün ögrenecegim " dedi. Bir tas aldi ve "Allahim! Eger rahibin isi sana sihirbazin isinden daha sevimli ise su hayvani öldürüver ki halk yoluna devam etsin" diyerek elindeki kaya parçasini atti ve canavari öldürdü. Halk da geçip gitti.

Bunun üzerine delikanli rahibe gelerek olup bitenleri haber verdi. Rahib de ona, "Oglum bugün sen benden daha üstünsün. Senin durumun kemale ulasti. Fakat yakinda imtihandan geçeceksin. Bir belaya ugrarsan benim adimi verme" dedi.

Bu çocuk anadan dogma körleri, Alaca (Bars) denilen cilt hastaliklarini iyilestiriyor ve daha birçok hastaliklara yakalananlari tedavi ediyordu. Bu durumu kralin yakin dostlarindan olan kör biri duydu. Çesitli hediyelerle delikanlinin yanina gelerek, "Eger beni iyilestirirsen bunlarin hepsi senin" dedi. Delikanli adama; "Ben hiçbir kimseyi iyilestiremem. Sifayi ancak Allah verir. Eger sen Allah'a iman edersen O'na dua ederim. O da sana sifa verir" dedi. Adam hemen Allah'a iman etti. Allah da ona sifa verdi.

Sonra bu adam hükümdarin yanina gitti. Önceden oldugu gibi onun yanibasina oturdu. Hükümdar ona, "Sana gözlerini kim iade etti?" dedi. Adam "Rabbim" dedi. Kral "Senin benden baska bir rabbin mi var?" dedi. Adam "Benim Rabbim de, senin Rabbin de Allah'dir" dedi. Bunun üzerine hükümdar o adami tutuklatti. Çocugun yerini söyleyinceye kadar kendisine iskence yaptirdi. Bunun üzerine delikanli hükümdarin huzuruna getirildi. Kral delikanliya, "Oglum! Senin sihrin, anadan dogma körleri, abraslari (bars hastaligina tutulanlari) iyi edecek dereceye ulasmis, söyle söyle yapiyormussun öyle mi?" dedi. Delikanli: "Ben hiçbir kimseye sifa vermiyorum. Sifayi ancak Allah veriyor" dedi. Bunun üzerine kral onu da tutuklatti ve devamli iskence ettirdi. Sonunda rahibin adini söyledi. Hemen rahib getirildi. Kendisine "Dininden dön" denildi. O reddetti. Bunun üzerine hükümdar testere istedi. Testereyi basinin ortasina gelecek sekilde rahibin tepesine koydular. Testere basini ikiye ayirdi. Arkasindan hükümdarin yakin dostunu getirdiler. Ona da "Dininden dön" dediler. Reddedince onun da tepesine testereyi yerlestirip, basini ortasindan ikiye ayirdilar. Sonra da delikanliyi getirdiler. Kendisine "Dininden dön" dediler. Reddedince, kral onu adamlarindan bir gruba teslim etti. Onlara "Bunu falan dagin tepesine çikarin, dagin tepesine varinca dininden dönmezse onu assagiya atin" diye emir verdi. Onlar da onu götürdüler,daga çikardilar. Çocuk, "Allah'im, diledigin sekilde beni onlara karsi koru" dedi. Bunun üzerine dag sarsildi. Onlar da dagdan assagi yuvarlandilar. Çocuk yürüyerek hükümdara geldi. Hükümdar ona "Yanindakilere ne oldu?" diye sordu. Delikanli hükümdara "Allah beni onlara karsi korudu" diye cevap verdi.

Hükümdar yine onu kendi adamlarindan bir gruba teslim etti. "Bunu büyük bir gemiye bindirin, denizin ortasina götürün. Dininden dönmezse onu denize atin" dedi. Onu götürdüler. Delikanli dua ederek "Allah'im nasil dilersen beni onlara karsi koru" dedi. Bunun üzerine gemi onlarla beraber alabora oldu, hepsi boguldular. O yürüyerek hükümdara geldi. Hükümdar "Yanindakilere ne oldu" diye sordu. Delikanli hükümdara "Allah onlara karsi beni korudu" dedi ve krala, "Sana emredecegimi yerine getirmedikçe beni öldüremeyeceksin" dedi. Kral, "Nedir o?" dedi. Delikanli su cevabi verdi, "Halki bir alana topla, beni de bir hurma dalina as, sonra ok torbamdan bir ok alarak, yayin tam ortasina yerlestir. Daha sonra, 'Delikanli'nin Rabbi olan Allah'in adiyla' de. Sonra da at. Böyle yaparsan beni öldürürsün."

Bunun üzerine hükümdar halki bir meydanda topladi. Onu hurma dalindan asti. Sonra ok torbasindan bir ok aldi. Oku yayin ortasina koydu. Sonra "çocugun Rabbi olan Allah'in adiyla" diyerek oku üzerine atti. Ok delikanlinin sakagina saplandi. Çocuk elini sakagina koyup öldü. (Bu durumu gören) halk "Delikanlinin Rabbi'ne iman ettik" dedi.

Kralin adamlari yanina vararak ona, "Gördün mü korktugun seyi? Vallahi korktugun sey basina geldi, halk iman etti" dediler. Bunun üzerine kral derhal sokak baslarinda hendekler kazilmasini emretti. Hendekler açildi. Içlerinde atesler yakildi. Hükümdar, "Her kim dininden dönmezse onu zorla hendege atin. Ya da kendilerine haydi hendeklere atlayin denilsin" diye emir verdi. Adamlari da dedigi gibi yaptilar. Nihayet kucaginda bebegi ile bir kadin atesin önüne geldi. Kadin duraklayip atese düsmekten çekindi. Kucagindaki "Ey annecigim sabret. Çünkü hak din üzeresin" dedi. [(30) Müslim; Kitab'uz-Zühd ve'r-Rekaik, 3005, Tirmizi.]

Açiklama

Imam Nevevi bu hadisin açiklama kisminda bir çok noktalara deginiyor ve hadisten önemli hükümler çikariyor. Biz bunlardan önemli gördügümüz birinin üzerinde duracagiz: Hak yolda yürürken bütün zorluklara sebat göstermek ve hakki ortaya koymaktan bir an bile geri durmamak. Gerçi mümin ölümle karsi karsiya geldigi anda kalbindeki imani muhafaza etmek sartiyla iki siktan birini seçmekte serbest birakilmistir. Ammar b. Yasir küfrü söylerken Bilal-i Habesi "Ahad, Ahad" diyerek hakki ilan etmeyi tercih etmistir. Allahu Teala onlarin her ikisinden de razi olsun. Fakat daha serefli olani, mübarek olani hak yolda yürürken zorluklara, acilara sabir göstermek ve hakki ortaya koymaktan bir an bile tereddüt etmemektir. Hadistekine benzer bir olay Kur'an-i Kerim'in Buruc suresinde anlatilmakta. Tek suçlari, bir olan Allah (c.c)'a kulluk etmek olan müminler topluca içinde alevli atesler bulunan hendeklere atiliyorlar. Onlar da kundaktaki çocugun gösterdigi sabri gösterip ölümü tercih ediyorlar. Allahu Teala gösterdikleri bu üstün teslimiyetten dolayi onlari yüce kitabinin temiz sayfalarinda aniyor. Bundan daha büyük seref olabilir mi acaba? Biz müslümanlar, bir kismimiz, bolluk ve rahatlikla imtihan ediliyoruz. Gerçi müslümanlari bir vücudun azalari gibi düsünürseniz, acilar içinde kivranmamiz gerekli ama maalesef daha bir vücudun azalari gibi degiliz. Allah (c.c) bizleri de yeryüzündeki diger müslümanlari imtihan ettigi gibi zorluklarla imtihan ederse, eger sabrimizin (imanimizin) derecesini ölçmek isterse ne yapariz? "Böyle bir sinava hazir miyim?" sorusunu her müslüman kendine sormali. Allah (c.c) hakimdir ve en dogrusunu bilendir.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2007 - RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

 

İslamın nurlu güneşi kalbinize dolsun,

makamınız cennet,

Hz. Muhammet komşunuz olsun, günlerınız mutluluk,

gönlünüz saadetle dolsun, BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.......

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/7/2007 - Yasli Adam ve Elma Agaci

Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: "Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık". Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okumaya koyulurdu.

Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken :

"Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi." Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan.

Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.

Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini.

Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı.

Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken :



"Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak.



"Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan'ın ilk günü olduğunu ?"


Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Selam Olsun Muhammed (S.A.V) Tabi Olanlara...
Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

Yemekte Besmele ve Şeytan
Kinali Hasan
Bir Hadis
RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
Yasli Adam ve Elma Agaci
Hayata Dair Ama lar.......
Tefekkür Cicekleri.....
Göz Renklerine Göre Kisilik Analizi
PECE
Basörtülü Kizin Ibretlik Rüyasi
Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

  • Dua Kampanyasi
  • Hatim Kampanyasi
  • Salavat Kampanyasi
  • Image Hosted by ImageShack.us

    Arkadaşlarım

    ahirem
    rindiseyda
    alperapi
    muhammedislamturk
    inciTanem90
    seferber
    kesabi
    vuslatgulu
    asligonca
    nurkapisi
    ResuleVuslat
    KuLdaN
    nilislam
    nurnurani
    UnaLCuLcu
    HazanMevsimleri
    hakdostlari
    beyzadem23
    zerirem
    ResulunGulu
    mevlana1
    azadgulu
    Suedaca
    resulehasret
    Dilefkar
    yeniirmak
    birdirbir
    yusuftalha
    sandik
    bismihu
    ahavi
    vaktiesrar
    vanarvas
    saadetimm
    yaaresulallah
    sehadet
    sevgikatresi
    yamuciib
    sennil27
    hunerlerim
    mnelam
    sevgieroglu
    mekkeli1
    sevgialemi
    solmaz1
    myvizyon
    bennur76
    resulsevdasi
    okanbozkurt
    Rahmetli645
    resulevuslat2
    razpenceresi
    mypinkdream
    ladybird
    evrenselmesaj
    yagmurlar2
    mevlevinur
    meftungonull
    adinakurbaneyrasul
    benpacella
    mgezer38
    fediray
    pacelladan
    mutasavvimiz
    simarigim
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us

    Get your own Chat Box! Go Large!